Kripto Paraların Fıkhi Tahlili

0
1316

Süleyman Kaya (Doç. Dr., Sakarya Üniversitesi)

“Fıkhi Açıdan Kripto Paralar”

Konunun fıkhi boyutuyla ilgili bir kısım şahsi fetvalar verildiği gibi fetva kurulları tarafından da fetvalar verildi. Türkiye’de, Mısır’da, Filistin’de, Malezya’da fetvalar verildi. Bu fetvalarda dikkat çeken şey -istisnaları hariç- meşru değildir, caiz değildir denmesi.

Ben bu fetvalarda 2 şeyin dikkate alınmadığını düşünüyorum. Birincisi; sadece belli para birimlerine yoğunlaşılarak fetva verildiği. Mesela sadece Bitcoin esas alınarak. “Arkasında kim var? Ne idüğü belirsiz” denmesi gibi. Bunun bütün kripto paralar için söylenmesi doğru değil. İkincisi; bütüncül bir yaklaşım sergilendi: “Kripto paralar caiz değildir.”

Bugüne kadar verilmiş fetvalarda hangi konular ön plana çıkarıldı, hangi gerekçelerle meşru değildir denildi, bunları sırayla 9 madde hâlinde söyleyeceğim ve bunların fıkhi açıdan problem teşkil edip etmediğini ortaya koymaya çalışacağım.

1. “Yasa dışı örgütler tarafından kullanılması”

Teknolojiyi herkes için var. Örneğin çoğu insan akıllı telefon kullanıyor. Bazı terör örgütleri Whatsapp veya başka uygulamalar üzerinden haberleşiyor. Ben kimsenin “Whatsapp’ı yasaklayalım” dediğini duymadım. Ne fark var? Kötü amaçla kullananlar var fakat biz ancak bu anlamda tedbir alabiliriz. Kripto paralarda da aynı durum söz konusu. Bir şeyin kötü amaçlı kullanılıyor olması, tek başına, onun meşru olmadığı anlamına gelmez. Ödeme sistemi olarak büyük kolaylık sağlıyor ve bunun altyapısını geliştirmek lazım.

2. “Fiyattaki aşırı dalgalanma”

Böylesi bir dalgalanmanın olması -tek başına- bir şeyi meşru olmaktan çıkarır mı? Benim sorum bu. Aynı dalgalanma farklı finansal araçlarda ve mallarda da var ama kripto paralarda şu an çok keskin ve aşırı bir dalgalanma söz konusu. Kripto paraların piyasa değerinin dünya geneli finansal piyasalara oranla çok düşük olması manipülasyona daha açık oldukları anlamına geliyor. Bir kurum veya devletin yaptığı açıklamaların ardından hızlı bir iniş gerçekleşiyor veya tam tersi. Bu aynı zamanda spekülatörler için de büyük bir fırsat demek. Fakat bu durum sistemin, kripto paraların arkasındaki teknolojinin kendisiyle alakalı bir şey değil.

3. “Bir şeyin para olabilmesi için değerini devlet otoritesinden alması ve devlet tarafından basılması gerekliliği”

Her fetvada buna vurgu yapılıyor. Bunu ortaya koyanlar ortaya fıkhen bir delil koymadılar. Hanefi kaynaklarda şöyle bir ifade var: “Bir şeyin para olması için devlet tarafından basılmış olması gerekir”. Ama burada devletin toplumu temsil eden bir otorite olarak söylendiğini anlıyoruz çünkü hemen devamında yer alan ifadelerde şayet bir toplum bir şeyi para olarak görür ve toplumda o şeyin para olmasına yönelik bir teamül oluşursa bunu devletin basması olarak görebiliriz. Burada Mustafa Özcan Hoca’ya da bir atıf yapayım, der ki: “Para inanç işidir. İnsanlar neyin para olduğuna inanırsa o, paradır.” Ben fıkhen de böyle olduğunu düşünüyorum. (Katılımcılardan birinin müdahalesi üzerine ve gülüşmeler eşliğinde) Evet, o “iman” diyor ama ben biraz yumuşattım.

4. “Devlet teminatı ve denetim altında olmaması”

Bir şeyin meşru olması için devlet teminatı olmasına ilişkin bir delil yok. Fıkhen böyle bir zorunluk olmasına dair bir şey bilmiyoruz. Genel anlamda bir denetim yok. Ama tamamen denetimsiz bir sistem de değil. Devletin denetiminin olmaması ayrı bir şey tamamen denetimsiz demek farklı bir şey. Tam tersi,sistemin kullanıcılarının denetlediği, son derece şeffaf, isteyen herkesin sisteme girebildiği bir yapıdan bahsediyoruz. Dolayısıyla denetimsizlik gibi bir durum söz konusu değil.

5. “Garar bulunması”

“Garar”da kastettiğimiz şey belirsizliklerin olması. Tarafların bu belirsizliklere bağlı olarak aldatılabilmesi, aldanabilmesi, haksızlığa uğraması. Böyle bir durumda fıkhen bir fesat bulunduğunu söyleriz. Burada gelecekte değerinin ne olacağına dair bir belirsizlik var. Yarın Bitcoin kaç lira olacak, bunu bilmiyoruz. Fakat hiçbir malın yarınki değerini kesin olarak bilemeyiz. Sadece ön görüde bulunabiliriz. Bitcoin’i kim arz ediyor, belli değil. Para arzı nasıl oluyor, belli değil. Bu paralar nerede toplanmış, belli değil. Bu paraların arzından kim, ne kadar gelir elde ediyor, belli değil. 2140 yılında Bitcoin arzı durmazsa, devam ederse ne olacak, belli değil. Bunlar gibi birtakım sansasyonel bilgiler mevcut fakat sistemde bu tür belirsizlikler aslında yok. Bunlarla ilgili sabah oturumlarında sunumlar yapıldığı için daha rahat konuşuyorum. Teknolojinin detaylarını bilmeyebiliriz, bu ayrı bir şey, o hâlde bu teknolojinin uzmanlarının söylediklerini dinlemek durumundayız. Bu bir yazılım işi. Bu yazılımda olmayan bir şeyi “Ya şöyle olursa, ya böyle olursa” gibi birtakım vehimlerden hareketle “belirsizlik var, dolayısıyla meşru değildir” demek de çok anlamlı durmuyor.

6. “Yasal düzenlemelerin olmaması”

Mutlaka yasal bir düzenleme olmalı mı yoksa sistemin tabiatı gereği devlet otoritelerinden, yasal düzenlemelerden bağımsız olarak sistem yürümeli mi bu da tartışılabiliyor. En azından taraflardan birinin haksızlığa uğradığının tespit edildiği durumlarda bu haksızlıkların izale edilebileceği birtakım düzenlemelerin olması gerekir. Ayrıca; devletin vergi alma hakkını temin edecek birtakım yasal düzenlemelerin olmasının gerekliliğini sanırım çoğumuz kabul ederiz. Vergi almaya başlayan ülkeler var, birtakım küçük çaplı düzenlemeler de yapılıyor hatta doğrudan kripto para çıkaran ülkeler var. Ama Türkiye’de henüz bir yasal düzenleme yok, doğru. Birçok ülkede aslında yok. Henüz yasal düzenlemenin yapılmamış olması aslında hukukun tabiatında olan bir şey. Bir şey ortaya çıkar, gelişir, o gelişmeyle ilgili olarak zaman içerisinde yasal düzenleme yapılır. “Henüz yasal düzenleme yapılması, o hâlde meşru değildir” düşüncesi hukuk açısından da mantıklı bir tavır değil.

7. “Saadet zinciri benzetmesi”

Öncelikle saadet zinciri olarak çalışan coin’ler de var. İsim bilemiyorum ama bu tür coin’ler elbette meşru değildir. Dolayısıyla bütün coin’ler için bu benzetmenin yapılmasının doğru olmadığını söylemek lazım.

8. “Haksız kazanç elde edilmesi ve karşılıksız para basılması”

İtibari dediğimiz kağıt paraların karşılıksız olarak basılması durumunda ortaya çıkan “senyoraj” dediğimiz hakkın kime ait olduğu önemli. Bu hakkı devlet elde ettiğinde bir nevi vergi olarak değerlendirilebilir ve devlet bu geliri o toplumun yararına kullanıyorsa burada fıkhen bir haksızlık olduğu söylenemeyebilir. En azından görmezden gelinebilir, sorun yoktur, denebilir. Ama bütün dünyada kullanılan bir rezerv paranın karşılıksız basılması hâlinde o paradan ortaya çıkan senyoraj hakkının üzerinde bütün toplumların hakkı söz konusu olur ki bunu belli bir merkez bankasının veya bir devletin bütün hakkı üstlenmesi haksızlık olur ve bunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Madencilerin Bitcoin’den elde edilen senyoraj haklarını haksız kazanç olarak görmenin doğru olmadığını düşünüyorum. Madenciler tüm işlemleri denetliyorlar, işlemleri bloklara yazıyorlar, bir bloğun hash’ini bir sonraki bloğa ekleyerek zinciri oluşturuyorlar vb. Sistemin işlemesi için gerekli denetimi ve altyapıyı sağlıyorlar. Dolayısıyla bunun karşılığında da bir ödül haketmiş oluyorlar. Bunu haksız kazanç olarak söylemek sağlıklı değil. Bu açıdan da fıkhen meşruiyet sorunu olmadığını düşünüyorum. Hatta itibari paralara nazaran çok daha adil, çok daha hakkaniyetli bir sistem olduğunu düşünüyorum.

9. “Elektrik israfı”

Proof of Stake (POS) sistemlerinde elektrik israfı diye bir şey yok ama Proof of Work’te (POW), yani madenciliğin olduğu sistemlerde aşırı elektrik tüketimi söz konusu. Ethereum her ne kadar POS’a geçeceğini duyurmuşsa da Bitcoin’in yazılımı şimdilik POW olarak devam edecek. Bir Bitcoin üretiminde 1000 dolarlık bir elektrik harcaması karşılığında 10000 dolarlık bir değer ürettiğimizi varsayalım. Elektrik enerjisi ile farklı bir değer elde edildiğini söyleyebiliriz. Bunun israf olduğunu, dolayısıyla haram olduğunu söylemek yerine bu şekilde de düşünebiliriz.

Sonuç olarak; bir dere yatağı oluşuyor, bu yatağı biraz da bizim köye doğru, bir taraftan da bizim değer dünyamıza uygun, mevcut finans sistemindeki haksızlıkların minimize edildiği bir yatağın oluşturulabilmesini temenni ediyorum.

Mehmet Sabır Kiraz söz alarak enerji meselesi hakkında şu açıklamayı yaptı:

“Aynı eleştirinin altın için de yapılması lazım. Siyanür basıp ormanları katlediyoruz, doğayı katlediyoruz bir taş çıkarmak için. Sonra o taşı alıp bir kenarda saklamak için. Sırf bunun için çok büyük bir sarfiyat var. Enerji harcıyoruz, insanları çalıştırıyoruz elektrik harcıyoruz, makinalar var, petrol harcıyoruz ama hiçbir eleştiri yapılmıyor. Aynı şekilde Proof of Work’te sunucular için elektrik harcanıyor ama bütün bankaların, bütün şubelerin elektrik harcadığını düşünün. Dünyadaki bütün ATM’lerin harcadığı elektriği düşünün 24 saat, 365 gün çalışan. Bitcoin sistemine kıyasla belki daha kötü bir pozisyonla karşılaşıyor olabiliriz. Dolayısıyla bu eleştiriler çok mantıklı olmayabilir. İkinci olarak; kripto para sektöründe kullanılan teknoloji şu anda bankacılık sektöründe zaten kullanılıyor. Kriptografik hash, elektronik imza dediğimiz şey elektronik bankacılıkta, elektronik ticarette olmazsa olmaz şeyler. Yani bizim önümüze konulan bu teknolojiyi biz zaten kullanıyoruz. Dolayısıyla kullanılan mekanizmalar kapalı bir kutu olarak önümüze konmuş değil. Keşke en başından bizler de bu teknolojiyi yönetiyor olabilseydik.”

Yukarıdaki notlar 7 Mart 2018’de Sakarya Üniversitesi’nde gerçekleştirilen “Kripto Para Birimleri Çalıştayı”nda gerçekleştirilen sunum ve konuşmaların “katılımcının elinden geldiğince” yazıya dökülmüş hâlidir. Parantez içi açıklamalar not alıcıya aittir.